Pekmezli yoğurt kansızlığa iyi gelir mi ?

Damla

New member
Pekmezli Yoğurt Kansızlığa İyi Gelir mi? Geleneksel Bir Karışımın Bilimsel ve Kültürel Hikâyesi

Bir süredir “pekmezli yoğurt kansızlığa iyi gelir mi?” sorusunu çevremde o kadar sık duyuyorum ki, insan ister istemez bu ikilinin gerçekten söylendiği kadar faydalı olup olmadığını merak ediyor. Özellikle çocukluğunda kahvaltı sofrasında pekmez gören, yoğurdun üzerine birkaç kaşık pekmez dökerek büyüyen ya da ailesinden “kan yapar” sözünü işitenler için bu soru yalnızca beslenmeyle ilgili değil; biraz da aile alışkanlıklarıyla, çocukluk anılarıyla ve kültürle ilgili.

Benim bu konudaki yaklaşımım şu: Pekmezli yoğurdu tamamen değersiz görmek de, onu kansızlığın tedavisi gibi sunmak da doğru değil. Çünkü kansızlık tek bir nedenden oluşmuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre demir eksikliği önemli nedenlerden biri olsa da enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, folat ve B12 eksiklikleri, kan kaybı, gebelik ve kalıtsal kan hastalıkları da kansızlığa yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü+1

Asıl ilginç taraf ise şu: Türkiye'de pekmez ve yoğurdun bir araya gelmesi oldukça doğal görünürken, dünyanın başka bölgelerinde benzer “geleneksel gıda + sağlık” ilişkilerinin farklı biçimlerini görüyoruz.

Pekmez Gerçekten “Kan Yapar” mı?

Öncelikle “kan yapmak” ifadesini biraz açmak gerekiyor. Halk arasında bu söz çoğu zaman hemoglobinin yükselmesi anlamında kullanılıyor. Oysa hemoglobin düşüklüğünün gerçekten demir eksikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmeden yalnızca demir içeren yiyecekleri artırmak her zaman yeterli değil.

Pekmez, özellikle üzüm pekmezi, Anadolu mutfağında uzun zamandır kullanılan geleneksel bir ürün. Araştırmalarda Türkiye'nin farklı bölgelerinde üzüm, dut, incir, elma ve başka bitkisel kaynaklardan pekmez üretildiği; ürünün yöreye göre bileşim ve kullanım açısından değişebildiği belirtiliyor. PMC+1

Pekmezde demir ve bazı mineraller bulunabilir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Pekmezin temel özelliği aynı zamanda yoğun bir enerji ve şeker kaynağı olmasıdır. Bu nedenle “pekmez = demir ilacı” şeklinde düşünmek bilimsel açıdan fazla basitleştirici olur.

Bence asıl mesele pekmezin tek başına mucizevi olup olmadığı değil, genel beslenme düzeninin içinde nereye oturduğudur.

Örneğin demir açısından zengin et, balık, yumurta, baklagiller, demirle zenginleştirilmiş tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler farklı besin profillerine sahiptir. C vitamini ise özellikle bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırabilir. NIH de C vitamininin hem olmayan demirin, yani ağırlıklı olarak bitkisel gıdalardaki demirin emilimini artırdığını belirtiyor. ODS+1

Dolayısıyla yalnızca “pekmez yedim, kansızlığım geçer” mantığı yerine “beslenmemde demir kaynaklarını ve demirin emilimini nasıl iyileştirebilirim?” sorusu daha anlamlı.

Peki Yoğurt İşin Neresinde?

Burada konu biraz daha ilginç hale geliyor.

Yoğurt besleyici bir gıda; protein, kalsiyum ve başka mikrobesinleri içeriyor. Ancak kalsiyumun demir emilimiyle etkileşebildiğine ilişkin bilimsel çalışmalar bulunuyor. NIH, kalsiyumun demir emilimini etkileyebileceğini belirtiyor; ancak günlük beslenmenin bütünü değerlendirildiğinde bu etkinin çoğu insan için sanıldığı kadar büyük olmayabileceğini de vurguluyor. ODS+1

Daha eski insan çalışmalarında da aynı öğünde alınan kalsiyumun demir emilimini azaltabildiği gösterilmiş, fakat uzun vadeli beslenme düzenindeki etkinin daha sınırlı olabileceği ifade edilmiştir. PubMed+1

Buradan “yoğurt kansızlık yapar” sonucu kesinlikle çıkmaz.

Çıkabilecek daha makul sonuç şudur: Eğer amaç belirli bir öğünde demir emilimini mümkün olduğunca artırmaksa, demir açısından güçlü bir öğünün yanında yüksek miktarda kalsiyum tüketmek yerine öğünleri planlamak düşünülebilir.

Örneğin demir içeren bir öğünü C vitamini açısından zengin sebze veya meyvelerle desteklemek daha mantıklı olabilir. WHO da demir içeren gıdalarla birlikte C vitamini kaynaklarının tüketilmesini öneriyor ve demir açısından zengin öğünlerde çay, kahve ve kalsiyum gibi emilimi azaltabilecek faktörlere dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü

Türkiye'de Pekmez Neden Kansızlıkla Bu Kadar Özdeşleşmiş?

Bence bunun yalnızca beslenmeyle açıklanması mümkün değil.

Pekmez, Anadolu'da yalnızca bir tatlandırıcı değil, aynı zamanda mevsimsel üretimin, ev ekonomisinin ve aile mutfağının bir parçası olmuş durumda. Geleneksel üretim üzerine yapılan araştırmalarda pekmezin Türkiye'nin birçok bölgesinde üretildiği ve bazı yörelerde halk tarafından sağlık amacıyla da kullanıldığı görülüyor. DergiPark

Üstelik pekmez üretimi yalnızca mutfakla sınırlı değil. Üzümün işlenmesi, köylerdeki üretim ilişkileri, kışlık hazırlıklar ve aile içinde aktarılan tarifler bu yiyeceğe kültürel bir anlam da kazandırıyor.

Bu nedenle büyüklerden “pekmez kan yapar” sözünü duymak şaşırtıcı değil.

Fakat geleneksel bilginin iki farklı tarafı var. Bir tarafında nesiller boyunca gözlemlenen pratik deneyimler bulunuyor. Diğer tarafında ise modern tıbbın ölçüm ve tanı yöntemleri var.

Eskiden kişinin halsizliği için “kanın düşük” denebilirdi. Bugün ise hemoglobin, ferritin, B12, folat ve gerekli görülen diğer testler üzerinden çok daha ayrıntılı değerlendirme yapılabiliyor.

Bence gelenek ile bilimi karşı karşıya getirmek yerine ikisini doğru yere koymak daha sağlıklı.

Ortadoğu'da Benzer Bir Kültürel Bağlantı Var mı?

Evet, hatta pekmez ile yoğurdun birlikteliğinin Türkiye sınırlarının ötesine uzanan ilginç bir mutfak tarafı var.

Akdeniz ve Ortadoğu mutfaklarında üzüm pekmezi veya benzeri yoğunlaştırılmış meyve şurupları farklı yiyeceklerle birlikte kullanılıyor. Örneğin gastronomi kaynaklarında üzüm pekmezi, tahin, kuru meyveler ve kuruyemişlerle hazırlanan yoğurtlu tatlı örneklerine rastlanıyor. Ckbk

Bu bize önemli bir şey gösteriyor: Bir gıdanın sağlıkla ilişkilendirilmesi yalnızca Türkiye'ye özgü bir durum değil. Farklı toplumlarda insanlar yerel olarak erişebildikleri besinleri enerji, güç, doğurganlık, çocuk gelişimi veya hastalık sonrası toparlanmayla ilişkilendirmiş.

Ancak aynı yiyecek farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıyabiliyor.

Türkiye'de pekmez çoğu aile için “güç veren”, “kan yapan”, “kışın tüketilen” bir yiyecek olarak düşünülebilirken başka bir toplumda aynı ürün daha çok tatlı, kahvaltılık veya enerji kaynağı olarak görülebiliyor.

Bu nedenle beslenme alışkanlıklarını yalnızca biyoloji üzerinden okumak eksik kalıyor.

Hindistan'daki Benzer Örnek: Jaggery ve Demir Tartışması

Hindistan'da pekmeze birebir aynı ürün olmasa da jaggery adı verilen geleneksel şeker ürününün demir eksikliğiyle ilişkisi üzerine uzun zamandır tartışmalar bulunuyor.

Burada güncel ve ilginç bir örnek var. 2025'te yayımlanan bir çalışmada Güney Hindistan'da orta derecede demir eksikliği anemisi bulunan 6–11 yaş arasındaki çocuklar incelenmiş. Çocukların tamamı oral demir tedavisi alırken, müdahale grubuna ayrıca susam ve jaggery içeren bir besin verilmiş. Çalışmanın sonucunda bu ek besini alan grupta hemoglobin ve ferritin artışının daha yüksek olduğu bildirilmiş. PubMed+1

Ama burada çok önemli bir ayrıntı var: Çocuklar zaten demir tedavisi alıyordu.

Dolayısıyla bu çalışmadan “jaggery anemiyi tedavi eder” sonucu çıkarılamaz. Çalışma daha çok yerel olarak erişilebilir bir besinin, tıbbi tedaviye ek olarak beslenme desteği şeklinde kullanılabileceğine ilişkin bir bulgu sunuyor.

Bu ayrım bence çok önemli. Çünkü sosyal medyada bir yiyeceğin faydasına dair yapılan paylaşım, çoğu zaman araştırmanın gerçek kapsamından çok daha ileri götürülebiliyor.

Kadınlar ve Erkekler Açısından Konu Neden Farklılaşabiliyor?

Kansızlık söz konusu olduğunda toplumsal cinsiyet boyutunu görmezden gelmemek gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, özellikle adet gören kadınlar, gebeler ve doğum sonrası kadınların anemi açısından önemli risk gruplarında olduğunu belirtiyor. Küresel olarak 15–49 yaş arasındaki kadınların yaklaşık yüzde 30'unun anemiden etkilendiği tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü