PC'nin açılımı ne ?

Damla

New member
PC'nin Açılımı Ne? Bilgisayar Kelimesinin Arkasındaki Hikâye

PC'nin Açılımı Ne? Küçük Bir Kısaltmanın Büyük Hikâyesi

Geçenlerde bir arkadaş ortamında “PC neyin kısaltması?” diye bir soru ortaya atıldı. Masada üç kişi aynı anda telefona sarıldı, biri “Personal Computer” dedi, diğeri “Program Computer gibi bir şeydi galiba” diye ortaya karışık bir cevap attı. Ben de doğal olarak konuyu ciddiye alıp, sanki Birleşmiş Milletler toplantısındaymışız gibi bilgisayar tarihini anlatmaya başladım. Sonuç? Beş dakika sonra herkes başka bir konuya geçmişti.

Ama soru aslında gayet ilginç: PC'nin açılımı nedir?

PC, İngilizce “Personal Computer” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçeye doğrudan çevirdiğimizde “Kişisel Bilgisayar” anlamına gelir. Günümüzde masaüstü bilgisayarlardan bazı dizüstü bilgisayarlara kadar oldukça geniş bir kullanım alanı vardır.

Peki neden “Personal Computer” denmiş? Bu isim nereden çıkmış? PC ile bilgisayar aynı şey mi? Mac de PC sayılır mı? Telefonumuz bilgisayarsa neden ona PC demiyoruz?

İşte asıl eğlenceli tarafı burada başlıyor.

PC Ne Demek? Personal Computer Kavramını Anlamak

“Personal Computer” iki basit kelimeden oluşuyor: “Personal”, yani kişisel; “Computer”, yani bilgisayar.

Buradaki temel fikir oldukça net: Bir bilgisayarın yalnızca büyük şirketlerin, üniversitelerin, devlet kurumlarının veya laboratuvarların erişebildiği devasa bir makine olmaktan çıkıp bireysel kullanıcıların günlük hayatına girmesi.

Bugün evimizdeki bilgisayara baktığımızda bunu sıradan kabul ediyoruz. Oysa bilgisayarların ilk dönemlerinde “Bir insanın evinde bilgisayar bulunması” fikri bugünkü kadar doğal değildi.

Eskiden bilgisayar denince akla oda büyüklüğünde makineler, delikli kartlar, teknik uzmanlar ve insanın karşısına çıkınca “Ben bunun şifresini bilemem” dedirten paneller gelebiliyordu.

PC kavramının yaygınlaşmasıyla bilgisayar daha kişisel bir araca dönüştü.

Bugün bir öğrenci ödev hazırlıyor, bir grafik tasarımcı proje çiziyor, bir oyuncu oyun oynuyor, bir muhasebeci hesap yapıyor, bir müzisyen kayıt alıyor. Aynı cihaz, farklı insanların farklı ihtiyaçlarına göre şekillenebiliyor.

Aslında “kişisel” kelimesinin gücü tam olarak burada.

PC'nin Açılımı Biliniyor Ama “Bilgisayar” ile Aynı Şey mi?

Günlük konuşmada PC ve bilgisayar kelimelerini çoğu zaman birbirinin yerine kullanıyoruz. Bu tamamen yanlış sayılmaz ancak teknik açıdan küçük bir ayrım var.

“Bilgisayar” çok daha geniş bir kavramdır.

Masaüstü bilgisayar, dizüstü bilgisayar, sunucu, iş istasyonu ve farklı özel amaçlı bilgisayarlar bu geniş kategorinin içine girebilir. Hatta modern dünyada akıllı telefonlar, tabletler, otomobillerdeki kontrol sistemleri ve çeşitli elektronik cihazlar da bilgisayar mantığıyla çalışan işlemcilere sahiptir.

PC ise özellikle kişisel kullanım amacı taşıyan bilgisayarları ifade eden bir kavramdır.

Bu yüzden “PC aldım” dediğimizde çoğu insanın zihninde monitör, kasa, klavye ve fareden oluşan klasik masaüstü bilgisayar görüntüsü belirir. Oysa PC kavramı yalnızca kasadan ibaret değildir.

Bir başka deyişle:

Her PC bir bilgisayardır ama her bilgisayar günlük kullanımda PC olarak adlandırılmaz.

Tıpkı her kedinin hayvan olması ama her hayvanın kedi olmaması gibi. Burada tek fark, kedinin sizi sabah 05.17'de neden uyandırdığını açıklayamaması.

PC Kelimesi Nasıl Bu Kadar Yaygınlaştı?

PC teriminin yaygınlaşmasında kişisel bilgisayarların 1970'lerden itibaren hızla gelişmesi önemli rol oynadı.

Özellikle 1981 yılında piyasaya çıkan IBM Personal Computer, PC kavramının bilgisayar dünyasındaki kullanımını ciddi biçimde etkiledi. IBM'in ürünü “PC” ifadesini doğrudan ürün adında kullanıyordu ve bu, kavramın geniş kitleler tarafından tanınmasına katkıda bulundu.

Daha sonraki yıllarda IBM uyumlu sistemler ve Windows tabanlı bilgisayarlar yaygınlaştıkça “PC” kelimesi belirli bir bilgisayar ekosistemini ifade etmeye de başladı.

İşin ilginç tarafı şu: Bugün “PC” dediğimizde bazen yalnızca “kişisel bilgisayar” anlamını değil, belirli bir platformu da kastederiz.

Örneğin biri “PC'de oynuyorum” dediğinde büyük ihtimalle masaüstü veya dizüstü bilgisayarındaki Windows/Linux tabanlı oyun deneyiminden söz ediyordur.

Teknik kavramlar zaman içinde böyle evriliyor. Kelime aynı kalıyor, insanların ona yüklediği anlam genişliyor.

Mac PC midir? İşte Forumların Bitmeyen Tartışması

Buraya kadar her şey sakindi.

Sonra biri forumda “Mac de PC mi?” diye soruyor.

Ve dijital kıyamet başlıyor.

Teknik açıdan bakarsak Macintosh bilgisayarlar da kişisel bilgisayardır. “Personal Computer” ifadesini kelime anlamıyla ele alırsak Mac'in PC olmaması için mantıklı bir sebep yoktur.

Ancak günlük teknoloji dilinde “PC” kelimesi uzun zamandır Windows tabanlı veya genel olarak Apple dışındaki kişisel bilgisayarlarla karşılaştırmalı şekilde kullanılabiliyor.

Bu nedenle “PC mi Mac mi?” şeklindeki ifadeler ortaya çıkıyor.

Aslında burada biraz dil alışkanlığının kurbanı oluyoruz.

Bir kişinin “PC kullanıyorum” demesi, teknik bir akademik makalede “Ben kişisel bilgisayar kullanıyorum” anlamına gelebilir. Bir teknoloji forumunda ise “Mac kullanmıyorum, Windows tabanlı sistem kullanıyorum” anlamına gelebilir.

Aynı kelime, farklı bağlamlarda farklı çağrışımlar kazanabiliyor.

Teknoloji dünyasının en eğlenceli taraflarından biri de bu.

Bir cihaz hakkında konuşmaya başlıyorsunuz, beş dakika sonra işlemci mimarisi, işletim sistemi, ekran kartı ve “Benim bilgisayarım 2014'ten beri taş gibi” tartışmasına giriyorsunuz.

Kadın ve Erkek Kullanıcıların PC'ye Bakışı Farklı Olabilir mi?

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: İnsanların teknolojiyle ilişkisini yalnızca cinsiyete bağlamak doğru olmaz.

Yine de farklı kullanıcıların bilgisayara yaklaşım biçimlerini anlatmak için iki karakter üzerinden eğlenceli bir örnek oluşturabiliriz.

Mesela Emre isimli bir kullanıcı bilgisayar açılmadığında doğrudan çözüm moduna geçiyor.

“Kabloyu kontrol ettim. RAM'i çıkarıp taktım. Güç kaynağına bakacağım. BIOS'a gireceğim.”

Onun için problem bir bulmaca.

Diğer tarafta Elif var. O da bilgisayarın açılmadığını görünce önce “Bu bilgisayar son zamanlarda çok yavaşlamıştı, acaba kullanıcıyı da mı strese sokuyor?” diye düşünüyor. Sonra dosyaların yedeğini kontrol ediyor, önemli belgelerin kaybolmamasına dikkat ediyor ve problemi yaşayan kişinin işinin aksamamasını önceliklendiriyor.

Burada mesele “erkekler teknik, kadınlar duygusal” demek değil.

Asıl mesele, aynı teknolojik probleme farklı önceliklerle yaklaşabilmek.

Bir kişi önce teknik çözümü arayabilir. Başka biri veri kaybı riskini düşünebilir. Bir başkası maliyeti hesaplayabilir. Başka biri ise cihazın neden bozulduğunu anlamaya çalışabilir.